.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

15 Şubat 2014 Cumartesi

ABD'nin Rusya Politikasının Yeni Boyutları


ABD'nin Rusya Politikasının Yeni Boyutları

  Print  Text Size 
Stratfor
Dünyadaki en stratejik bölgelerinin bazıları üzerinde yaşanan mücadeleler bu hafta ilginç bir kırılmaya sebep oldu.
Yeni açıklanan Almanya'nın ulusal strateji doktrini, Berlin'in dünya üzerinde iddialarının seviyesini yükselttiğini göstermektedir. Almanya kısa bir süre önce de Ukrayna üzerinde ilgisini açıkça göstermişti. 
Bu hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland, tele konferans şeklindeki açıklamalarında Avrupa Birliğini ve onun güçsüzlüğünü güçlü bir şekilde eleştirdi ve ABD'nin Ukrayna büyükelçisine Rusya'nın neler olduğunu görüp harekete geçmesine fırsat bırakmadan hızlı davranmasını ve AB'yi işe karıştırmadan özel bir muhalefet koalisyonu oluşturulmasını tavsiye etti.
Bu durum yeni bir kırılmadır çünkü ABD'nin Ukrayna'daki politikasını yeniden spot altına alıyor ve ABD'nin Almanya ve Rusya politikalarını da yeni bir boyuta taşıyor. 
ABD dış politikası geçen beş yıl içerisinde değişime uğradı. Önceden ABD dış politikası İslam Dünyası üzerinde odaklanmıştı ve daha da önemlisi, güç kullanımını ABD politikalarını kabul ettirmek için uygulanacak en son çare olarak değilde ilk seçenek olarak görüyordu. Bu sadece Afganistan ve Irak için değil, aynı zamanda Afrika veya herhangi bir yer için de böyleydi. Maksat bir düşman askeri kuvvetini imha etmek olduğunda bu strateji başarılı idi. Fakat bu, ülkeleri işgal etmek ve onların iç ve dış politikalarını şekillendirmek  maksadıyla  kullanmak  için yapıldığında çok daha zordu. Çünkü ordunun yapısal olarak sınırlılıkları vardır.
Alternatif olarak her bölgede ortaya çıkan hizipleşmelerde güçler dengesi stratejisi uygulayarak ABD'yi tehdit edebilecek bölgesel güçlerin ortaya çıkmasının önünü kesmeye ve karışıklıkları önlemeye çalışılmaktaydı. 
Eski politikaların en iyi örneği Libya'dır. Libya'da, ABD; Muammer Kaddafi'yi indirmek için özel kuvvetler ve hava kuvvetlerini kullanarak müdahalede bulundu. Batının, Kaddafi'yi Batı'ya ve ABD'ye yakın bir rejimle değiştirme çabası başarısız oldu. 
Yeni strateji ise Suriye'de görülebilir. ABD burada, doğrudan müdahale yerine , savaşan tarafları enerjilerini birbirleri üzerinde harcayacakları ve her iki tarafın da eylemlerini ABD'ye tehdit oluşturacak şekillerde yöneltmelerini engelleyecek şekilde tarafları destekledi. 
Bunun arkasında ABD politikasında motive ederek harekete geçmekten daha fazla iş yapmayı amaçlayan dış politikadaki kırılma vardır. Bir tarafta, ABD için en iyi seçim olmamakla birlikte tek pratik seçim olarak gördükleri  Suriye modelini destekleyenler vardır. Diğer tarafta ise, Libya'da gördüğümüz gibi, ahlaki nedenler öne sürenler ve tiranları indirmenin kendisinin de önemli bir şey olduğunu düşünenler vardır. Libya'da elde edilen sonuçlar, bu grubu savunma durumuna sokmuş durumda ve bunlar bir müdahalenin ahlaki durumu nasıl yükselteceğini açıklamak zorundalar. Bu hizbin Irak'a karşı eğilim göstermesinden beri bu grup Irak tipi bir savaşta bir müdahalenin nasıl dejenere olmayacağını göstermek zorunda kaldılar. Bunu yapmak zor, onun için bütün retorik için ABD, güçler dengesi modelini uygulamayı seçmek zorunda kalıyor.
Ukrayna'daki jeopolitik savaş.
ABD'nin 2004 yılında, Ukrayna'daki turuncu devrimde Rusya karşıtı grupları destekleyip göreceli olarak batı yanlısı ve Rusya karşıtı bir hükumetin kurulmasını sağladığından beri Rusya ABD'nin karşısına bir sorun olarak çıkmaya başladı. Ruslar bu hareketi, ABD istihbaratı tarafından Rusya karşıtı bir Ukrayna yaratmak için yapılan bir operasyon olarak okudu ve bu durumun Rusya'nın ekonomik ve stratejik çıkarlarına doğrudan tehdit oluşturduğunu değerlendirdi. Bundan da öte Rusya, Turuncu Devrimin ve daha sonraki Gül Devriminin bir benzerinin gelecekte Rusya'da da gerçekleştirilebileceğini gördü. Rusyanın buna cevabı kendi örtülü operasyon kabiliyetini kullanmak şeklinde oldu. Bununla bağlantılı olarak Ukrayna hükumetini devirmek için doğal gazı ekonomik baskı aracı olarak ve Gürcistan savaşını Rusya'nın askeri kapasitesinin ne seviyede olduğunu hatırlatmak için kullandı. Bu hareketler ve batı yardımlarının hayal kırıklığı yaratacak seviyede kalması Kiev'de daha da Rusya karşıtı bir hükumetin ortaya çıkmasını, Rus korkusunu azaltmasını ve kendilerine güvenlerinin artmasını imkansız hale getirdi. Zamanla Moskova, daha etkili olmaya başladı ve Orta Doğu'da, Suriye, İran ve diğer bölgelerde mevcut durumlara müdahil olarak kartlarını oynamaya başladı.
Washington'un iki seçeneği vardı. Biri; kendini kabul ettirmek için güçler dengesini kabul etmek ki bu durumda Rusya'ya karşı AB'ye dayanması gerekirdi. Diğeri de, kuvvetler dengesi modelini uygulamaya devam etmek fakat pasif kalmamamaktı.
ABD'nin Avrupa'da AB'ye güvenmesi Rusya'yı bloke etmeye yetmez, onun için tamamen pasif bir model işe yaramazdı. Diğer seçenek ise Rusları engellemek için en alt seviyede müdahale ve Orta Doğu'da karşı hamlelerde bulunmaktı. Bu da; Rusya karşıtı ve Avrupa yanlısı göstericilere sınırlı ve gizli olmayan bir destek vermek, Batı yanlısı ve Rusya karşıtı bir hükumetin Ukrayna'da tekrar kurulmasını desteklemek anlamına geliyordu. Suriye bölgesi de Kremlin'e hala manevra yapmak için bir alan sağlamakla birlikte ABD-İran görüşmeleri de Washington'a Rusya'yı  dikkate değer şekilde İran kartını kullanmasını engelleyemedi. 
ABD, eski Sovyetler Birliği bölgesine müdahale etmek için hazırlıklı değil. Rusya küresel bir güç değil ve onun askeri gücünün birçok zayıf yönü var fakat bölgesindeki en güçlü oyuncu ve Gürcistan ile yaptığı savaş gösterdi ki eski Sovyetler Birliği çevresinda kuvvet kullanabiliyor. Şu anda, ABD Ordusunun da birçok zayıflığı var. İslam dünyasının merkezinde 10 yıldan fazla savaşmış olduğundan ABD Ordusu, eski Sovyetler Birliği ile alakası olmayan bir savaş türüne odaklanmış durumdadır. ABD'nin eski Sovyetler Birliği'nin çevresindeki müttefiklerinin yapısı yıpranmış durumda, savaşı desteklemiyorlar ve  geleneksel olarak ABD'nin savaştığı her savaştan sonra kaçınılmaz olan savaş sonrası kesintiler kabiliyetlerini azaltıyor. Doğrudan bir müdahale, eğer bu mümkün olsaydı (Ama değil) bile, bir seçenek değildir. Dikkate alınabilecek tek güç ilişkisi sadece belirli bir yerde ve belirli bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu durumda bile, Rusya topraklarına ne kadar büyük bir ABD gücü girerse bu durum Rusya için o kadar büyük bir avantaja sebep olur.
Buna rağmen, ABD  Turuncu Devrim öncesinde aynı şeyi yaptı. Hem insan hakları savunucuları ve hem de güç dengesi savunucularının desteklediği müdahale türünü destekledi. Ukrayna cumhurbaşkanı Viktor Yakunovich'in Avrupa ile daha yakın ilişki kurmayı reddeden kararını ve sonrasında hükumetin protestocuları bastırmak için uyguladığı tedbirleri protesto eden göstericilere ekonomik ve psikolojik destek vererek ABD'ye minimum risk ve tepki oluşturacak şekilde Ukrayna'da rejim değişikliği imkanını muhafaza etti.  
 Alman Yaklaşımından Duyulan Memnuniyetsizlik.
Sorunu yaratan Alman tarafının davranışları olmuştur. Almanlar protesto gruplarından birinin lideri olan Vitali Klitscko'yu kontrolleri altında bulundurmaktadırlar. ABD, Almanya'nın bir arka sırasına düşmüş görünüyor. Gerçekten, Berlin'in, dünya çapında daha etkin bir rol oynamaya hazırlandığını belirten açıklaması Alman dış politikasında tarihi bir değişimdir.
Bu bildiri bundan da önemlidir çünkü yıllardır Almanya ekonomik ve stratejik konularda Rusya'ya giderek daha da yakınlaşmaktadır. Her iki ülke de ABD'nin Orta Doğu ve Güneybatı Asya'da uyguladığı agresif politikalardan rahatsız. Her iki ülke de Avrupa ekonomik krizinin ortasında yeni ekonomik ilişkiler yaratmak ve ABD'yi dizginlemek ihtiyacı duymaktadırlar.
Almanya'nın hareketinin gözardı edilmemesi gerekmekle birlikte bunun anlamı göründüğü kadar açık değil. Telekonferansta Nuland Almanların Klitschko ve Ukrayna'daki diğer çabalarını gözardı etti. Bu şu anlama gelebilir; '' Strateji Amerikan beklentileri için çok cılızdır.'' (Berlin, herşeye rağmen Rusya ile karşı karşıya gelmek konusunda çok büyük bir risk alamaz.) . Veya bu şu anlama da gelebilir; ''Almanlar daha etkin olmayı planladıklarını söylerken onların yeni girişimi ABD çabalarının önünü kesmek anlamına geliyordu.'' Bu haftaki gelişmelere bakınca Almanların ne demek istedikleri açıklığa kavuşmuş değil.
Açık olan şey ise ABD'nin Almanya ve AB'den memnun olmadığıdır. Mantıken bu ABD'nin rejim karşıtlarını destekleme konusunda Almanya'dan daha agresif davranmaya niyeti olduğu anlamına gelmektedir. Bu insan hakları savunucuları için hassas bir sorun veya öyle olmalı.Yakunobich Ukrayna'nın seçilmiş devlet başkanıdır ve anayasa değişiklikleri ve parlemento seçimleri öyle olmasa da, kendisi genel olarak dürüst yapıldığı konusunda konsensüs olan bir seçimin galibidir. Avrupa Birliği ile olan anlaşmayı onaylamazken de kendi yasal yetkileri içinde davranıyordu. Eğer göstericiler, onun fikirlerine katılmıyorlar diye seçilmiş bir devlet başkanını görevden indirebilirlerse anayasanın altını oyan bir cumhurbaşkanını indirecekler. O göstericileri bastırmak konusunda sert davranmış olsa bile bu durum onun seçimlerini ortadan kaldırmaz. 
Güç dengesi politikası açısından yine de bu büyük bir etki yaratır. Avrupa taraftarı bir Ukrayna, muğlak bile olsa Rusya için önemli bir stratejik problem yaratır. Bu durum, sanki Teksas Rusya taraftarı olmuş ve Missisipi Nehri sistemi, petrol üretimi, Ortabatı ve Güneybatı kırılgan hale gelmiş gibi olur. Rusya'nın Suriye ve İran'a angaje olma imkanı daralır. Moskova'nın odaklanması Ukrayna üzerinde olmalı. 
Göstericileri kullanarak Rusya için büyük bir problem yaratmak iki şey yapar. Rusya için stratejik bir meydan okuma ortaya çıkarır ve onları savunmaya iter. İkinci olarak ta, bu durum Rusya'ya, Washington'un ABD'ye meydan okumayı zorlaştıran seçeneklere ve kapasiteye sahip olduğunu hatırlatır. Ve bu öyle bir şekil alır ki insan hakları savunucuları anayasal sorunlara rağmen bunu alkışlarlar, İran'ın söylemlerinin düşmanları memnun olur ve Polonya'dan Romanya'ya kadar Merkezi Avrupalılar bunu ABD'nin bölgeye taahhütü olarak görürler. ABD tekrar Rusya ve Almanya'ya bir alternatif olarak ortaya çıkar. Bu değerli bir başarı olur.
Eğer biz bunu böyle tanımlayabilirsek, bunun bir zayıf tarafı şu ki; bunun nasıl çalışacabileceğini görmek zor. Rusya'nın Ukrayna üzerinde belirgin bir ekonomik baskısı var, Avrupa taraftarı göstericilerin çoğunluğu oluşturduğu net olarak bilinmiyor ve Rusya'nın Ukrayna'da örtülü operasyon yapabilme kabiliyeti ABD'den daha fazla. Federal Güvenlik Servisi ve Dış İstihbarat Servisi uzun zamandır Ukraynalılar hakkında dosya topluyor. Rusya'nın Soçi Olimpiyatlarından sonra kozlarını oynayacağını bekleyebiliriz.
Diğer taraftan eğer oyun başarısız olsa bile ABD gösterecek ki o oyunun arkasında duruyor ve Ruslar çevrelerine bakmalılar ve ABD'nin bir sonraki seferde nerede harekete geçeceğini araştırmalılar.  Birisini savunma durumuna sokmak için ilk darbenin işe yaramasına gerek yoktur. Karşı taraf için, en beklemediği anda yeni bir darbe geleceğini anlamak yeterli olacaktır.
ABD'nin müdahil olmak için belirgin bir istekliliği merkezi Avrupa'nın beklentilerini değiştirecek, Merkezi Avrupa ile Almanya arasındaki tasiyonun yükselmesine sebep olacak ve ABD için bir açık kapı yaratacaktır.
Rusya Üzarindeki Baskı
Elbette ki asıl soru Rusya'nın ABD'ye cevap verip vermeyeceği verecekse nerede veceğidir. Hatta Rusya'nın ABD faaliyetlerini dikkate alıp almayacağıdır.  
Bir anlamda Suriye Rusya'nın hamlesi ve buda karşı hamledir. Belki de Rusya oyundan çekilecektir. Bunun için birçok sebep te mevcut. Ekonomileri baskı altında. Almanya ABD ile birlikte hareket etmez ama ondan da ayrılamaz. Ve eğer ABD Merkezi Avrupa'da bahsi yükseltirse Rusya girişimleri çözülecektir. 
Eger Ruslar şimdi bir Amerika için bir sorun iseler, ki öyleler, ve eğer ABD doğrudan müdahele moduna tekrar dönmezse, ki dönemezler, bu strateji bir anlam taşır. Çok yakında Ruslara bir sorun yaratır ve güvensizlik duygusu başka bir yerde onların hareketlerini engelleyebilir. En iyisi de bu, Rusya'yı dengeleyemeyecek bir rejim yaratabilir fakat boru hatlarını ve limanları savunmasız (Özellikle de ABD yardımıyla) bir hale sokabilir.
Nuland'ın telekonferans şeklindeki açıklaması bu kadar can sıkıcı değildi. O dünyaya, Ukrayna'da izlenen yola Almanya'nın değil de ABD'nin öncülük ettiğini gösterdi. Nuland'ın AB eleştirisi ve Rus tehtidini halledilmesi gereken bir mesele olarak açıklaması ABD politikasını onaylar niteliktedir: ABD savaşa girmeyecek ancak pasif davranma zamanı sona ermiştir.

Read more: New Dimensions of U.S. Foreign Policy Toward Russia | Stratfor 
Follow us: @stratfor on Twitter | Stratfor on Facebook