İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Prof. Dr. İskail Ermağan öncülüğünde uzun süredir dünya devletlerini her yönü ile inceleyen editörlü kitaplar çıkarıyor. Ülkemizin bu yöndeki literatür eksikliğini kapatma yönünde önemli bir hizmeti yerine getiriyor. Sağolsun, zaman zaman kitaplarda incelenen devletlerin orduları ile ilgili makaleyi yazmam için bana da fırsat veriyor. Daha önce Almanya hakkındaki kitapta Alman ordusunun tarihi ve bu günkü durumunu bir arkadaşla birlikte yazmıştım.
Şimdi yeni bir kitap daha yayınlandı ve kitapçılardaki raflarda yerini aldı. Bu kitap dünyanın en büyük nüfusuna ve ordusuna sahip ülkelerden biri olan Hindistan hakkında. Hindistan ordusunun tarihi ve bu günü hakkındaki makaleyi yine ben yazdım. Kitap Hindistan'ı her yönü ile inceliyor. Bu konuda Türkçe kaynakların ne kadar az olduğunu makaleyi yazarken gördüm. Bu açıdan mutlaka edinilmesi, şahsi kütüphanelerde yerini alması ve okunması gereken bir kitap.
Kitap ve özellikle de benim yazdığım makale konusunda fikir edinebilmeniz için makalenin özet ve sonuç bölümlerini burada yayınlıyorum.
Herkes selam ve saygılarımı sunuyorum.
İyi okumalar.
Özet: Hindistan, ilk medeniyetlerin kurulduğu yerlerden biridir. Dolayısıyla ilk ordulardan
bazıları da burada ortaya çıkmıştır. Ancak bölgede neredeyse hiçbir zaman bütün
Hindistan’a hâkim olan merkezî bir devlet kurulamamıştır. Bu sebeple bölge dışına
seferler yapabilen güçlü bir ordu da ortaya çıkamamıştır. Aksine dışarıdan gelen birçok
istila ordusu bölgeye girmeyi başarmış ve bunların bir kısmı tüm Hindistan’a hâkim
olabilmiştir. Bunun sonucunda Hindistan’da ordu ve savaş anlayışı, bu yabancı orduların
etkisiyle şekillenmiştir. Bu günkü Hindistan ordusu da böyle bir süreç sonucunda ortaya
çıkmıştır. Bununla birlikte bu yeni ordu, nükleer silahlara da sahip olan dünyanın dördüncü
büyük ordusudur. Hindistan, savunmaya en çok bütçe ayıran ülkeler sıralamasında da
dördüncüdür.
Sonuç: Hindistan’da en eski devirlerden beri onlarca dil, din ve kültür ortaya çıktığından
ülke içindeki bir güç tarafından uzun süre yaşayan merkezî imparatorluklar
kurulamamıştır. Öte yandan kast sistemi yüzünden de askerlik belli bir sınıfın
mesleği olarak kalmış, böylece savaş anlayışı başka bölgelere göre daha az
gelişmiş ve törensel bir eylem niteliğine bürünmüştür. Bu sebeple tarih boyunca
Hindistan’dan çıkan bir ordu başka bölgeleri fethedememiş aksine dışarıdan gelen
ordular, görece çok az sayıda askerle bile Hindistan’a girebilmiş ve bunlardan
bazıları tüm Hindistan’a hâkim olabilmiştir. Bunun sonucunda Hindistan’da ordu ve
savaş anlayışı dışarıdan gelen fatihlerin etkisiyle şekillenmiştir.
Şu anda mevcut Hindistan ordusu da böyle bir sürecin sonucunda ortaya çıkmıştır.
Bağımsızlık sonrasında yeniden teşkilatlanan Hint ordusu, yine tarihî süreçte yerli
orduların yaşadığı aynı sorunlarla karşılaşmıştır. Bu sorunlar, uzun bir süre yabancı
bir efendiye biat etmekte beis görmeyen bazı bölgelerin, yerel bir merkezî otorite
altına girmekten kaçınmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim Hindistan bağımsız
olur olmaz, Pakistan ayrılmış ve ordu iki devlet arasında paylaşılmıştır. Ayrılmak
isteyen başkaları da olmuş ancak bu, ordu müdahalesiyle engellenmiştir. Bununla
birlikte etnik, dinî, ideolojik ve kültürel sebeplerle ortaya çıkan iç çatışmalar
günümüzde de devam etmektedir. Bu sebeple Hint ordusu, daha çok bir iç güvenlik
ordusu olarak görev yapmıştır.
Pakistan ile de birçok çatışma yaşanmış ama Pakistan ve Bengaldeş’in tarihi
Hindistan toprakları içinde olduğunu düşünürsek, ordunun şimdiye kadar savaştığı
tek gerçek yabancı devletin Çin olduğunu söylemek mümkündür. Bu savaşı
Çin’in kazanması, Hindistan ordusunun, geçmişteki Hint ordularından çok farklı
olmadığını göstermektedir. Hindistan, şimdi nükleer silahlara sahip az sayıda
ülkeden biridir. Ordusu da sayısal büyüklükte ve savunma harcamalarında dünyanın
dördüncü ordusu durumundadır. Ancak savunma bütçesi, en büyük dış tehdit
konumundaki Çin ile rekabet edemeyecek kadar azdır. Bu durum, Hint ordusunun
teknolojik olarak en büyük rakibiyle mücadele edemediğinin bir işaretidir. Bu
sebeple Hindistan’ın, bundan sonra silah üretimi yatırımlarını artırması, dışarıdan
yeni silahlar alması ve bunun için gelecekte daha büyük savunma bütçeleri tahsis
etmesi şaşırtıcı olmayacaktır.