.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

18 Şubat 2014 Salı

ABD'de ve Türkiye'de İstihbarat teşkilatları skandalları. (Sızıntılar, yasadışı dinlemeler, bunların sonuçları ve alınan tedbirlerdeki farklılıklar.)


İstihbarat Testi (ABD,Almanya, Rusya, Sinyal İstihbaratı, NSA, İstihbarata Karşı Koyma, Siber İstihbarat, Siber Savaş)



Shephard Firmasının Digital Battle Space dergisi editörü Andrew White'nin derginin Şubat 2014 sayısında ABD İstihbaratı ve Snowden hakkında bir yorum yazdı.

ABD İstihbarat Toplumunun paryası Edward Snowden için görev tamamlandı mı?

Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) personelinin ABD'nin istihbarat faaliyetlerinin detaylarını gösteren dokümanları sızdırmasının ardından bir yıldan az (5 Haziran 2013) bir zaman geçti, peki bunun sonucu ne olacak?

17 Ocak günü Başkan Obama, Adalet Bakanlığı'na, NSA ile içerde ve dışarıda istihbarat toplayan diğer organizasyonlarda yapılacak reform ile ilgili, çok büyük merakla beklenen, konuşmasını yaptı. Obama, Bağımsızlık savaşından ve İç Savaş'tan Soğuk Savaş ve Terörle Savaş dönemine kadar çok gerilere giderek verdiği örneklerle istihbarat toplama faaliyetlerini savundu. Bununla birlikte; teknoloji sınırları ortadan kaldırırken ve bireylere büyük karışıklıklar yaratma imkanı sağlarken globalleşmenin ve İnternet'in tehditleri daha akut hale getirdiği uyarısında bulundu.
9/11 sonrası yapılan istihbarat transformasyonlarını (dönüşümlerini) vurgulayan Obama, Amerikan toplumunun o zaman istihbarat organlarının yeteneklerinin artırılmasını istediğini iddia etti. Ayrıca; elde edilen başarıların bilinmediğini (kamuoyuna yansımadığını) ileri sürdü ve başarısızlıkların bazen ne kadar felakete sebep olabileceğini vurguladı. 

Onun konuşmasında altı çizilecek bir cümle varsa o da şudur: Obama; ''İnanıyorum ki,  yeni bir denetim programının denenmesi, bizim 9/11'den beri uyguladığımız, açık uçlu savaş temelli  yaklaşımları terk etme çabalarımızda gerekli bir ileri adımdı.''
Obama'nın değişiklikleri şunları içermektedir: Yönetim birimlerinin hatalarını önlemek maksadıyla, içerde ve dışarda uygulanacak sinyal istihbaratı (SİGİNT) faaliyetleri için yeni bir başkanlık direktifi vermek, şeffaflığı artırmak ve ABD vatandaşlarının özel yaşamlarının korunmasını güçlendirmek ve son olarak mevcut yasalara uygun olarak yabancı hedeflere karşı uygulanan faaliyetlerin daha fazla korunmasını (sızmaya karşı) sağlamak.

ABD yönetimini en çok sıkıntıya düşüren sızıntılardan biri Almanya başbakanı Angela Merker de dahil olmak üzere yabancı liderlerin konuşmalarının dinlenmesi idi. Obama, bu konu ile ilgili olarak istihbarat birimlerine şu talimatı verdi: '' Yabancı ülkelerdeki karşıtlarınız ile koordinasyon ve işbirliğini artırın ve güveni tekrar sağlayacak şekilde beraber çalışın.''

Başkan aynı zamanda telefon kayıtlarını tasnif eden, hükumetin talebi dışında bu kadar geniş bilgiyi toplayan ve kaydeden 215'nci Kitlesel Veri Programı Kısmı'nın dönüşümünü de duyurdu: '' Biz mevcut üç basamaklı sistem yerine sadece terörist organizasyonlarla bağlantılı telefonlar listesinden iki basamakta elde edilen numaraları dinleyeceğiz. 215'inci Kısım için diğer alternatif seçenekler 28 Mart tarihinde program yeniden onaylanma (izin verme) için geldiğinde değerlendirilecektir.''

Sivil Haklar grupları bu tedbirlerin pek te yeterli olmadığını iddia etmektedirler fakat Obama'nın böyle programları uygulamanın gizlilik için gerekli olduğu doğru tespiti, gelecekte yapılması planlanan herhangi değişikliklerin yürürlüğe sokulmasının tüm bağımsız birimler için zorluklar yaratacağını kesinleştiriyor.

Konuşmada, Snowden'in bilgileri sızdırma yöntemi de kınanıyordu. Obama bunu şöyle ifade etti: '' Eğer hükumetin politikalarına karşı olan herhangi bir kişi, kamuya açık olmayan gizli bilgileri eline geçirebilirse o zaman biz insanlarımızın güvenliğini sağlayamayız veya dış politikayı idare edemeyiz.''

Obama'nın bahse konu reformları Snowden üzerine iyice düşünerek hazırlanmış. Buna rağmen, onun gizliliğini ihlal ettiği birimler tarafından gelecekte geri kabul edilip edilmeyeceği ABD istihbarat uygulamalarının geleceği kadar bir gizem olarak ortada durmaktadır.

Gördüğünüz gibi İstihbarat servislerinin başı sadece bizde belada değil. ABD istihbaratı da büyük sıkıntılarla karşı karşıya. Hatta bu sıkıntılar ABD'nin Almanya gibi büyük ülkeler başta olmak üzere bir çok ülke ile ilişkilerinde kırılmalara yol açıyor. İlginç olan şu ki; onlardaki sıkıntı da bizde olduğu gibi Sinyal İstihbaratı (SİGİNT) konusunda.

Bir ABD istihbaratçısının bu bilgileri kopyalayıp dünya basınına sızdırdığı ve elindeki belgelerle Rusya'ya sığındığı zaman bu olay tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.

Ülke içinde yapılan yasadışı telefon dinlemeleri, dışarıda ise yabancı ülke liderlerinin dinlenmesi vb. konular hem ülke içinde hemde dünya çapında büyük tepkilere sebep oldu. Yönetim bu durumdan doğan tepkileri dikkate alarak derhal çalışmalara başladı ve alacağı tedbirleri hem ABD hem de dünya kamuoyuna açıkladı. 

Bilindiği gibi bizde de yasadışı dinlemeler ve bunların gazeteler ve internet yayınları vasıtasıyla sızdırılması ve özel hayatı hiçe sayan davranışlar uzun süredir yaşanmaktadır. Ancak bizde hükumetin tavrı ABD hükumetinin tavrı gibi olmamıştır. Yayımlanan görüşmeler önceleri askerlerle ilgili olduğundan, başta hükumet olmak üzere tüm ülkede; demokrat, liberal vb. yabancı dillerden alınma sıfatlarla tv. ekranlarını ve gazete köşelerini işgal eden zevat tarafından alkışlarla karşılandı. Bunlar demokratikleşmenin vasıtaları olarak kutsandı. İnsanların ne çektiği, bunların hukuka veya ahlaka uygun olup olmadığı hiç konuşulmadı. 

Fakat gün geldi işler tersine döndü. Bu sefer bazı gazetecilerin, hükumet üyeleri ve onların ailelerinin ve cemaat liderlerinin ses ve görüntüleri yayımlanmaya başladı. Cemaat-Hükumet savaşı adeta ses ve görüntü yayını üzerinden zirveye çıktı. Şimdi herkes bu yayımların özel hayata müdahale (ki şimdikilerin çoğu aslında kamuyunu ilgilendiren yolsuzluklarla ilgilidir, özel hayat denerek geçiştirilecek şeyler de değildir ama...) olduğu akla geldi. 

Başta hükumet olmak üzere birçok çevre, bunları yaptıklarını düşündükleri çevrelere, ağza alınmayacak hakaretler ediyor ve küfürler savuruyorlar. Karşılığında ise daha çok yayım ve naklen beddua ile karşılaşıyorlar.

Nihayet hükumet bu konuda tedbir olarak yasal düzenlemeye de gitti. Fakat tuhaftır, ABD'de olduğu gibi sızıntıları önlemek ve yasa dışı dinlemelerin önünü kesmek yerine insanların tayini ve internetin kısıtlanması gibi acayip bir tepki geliştirdi.

Şimdi bakıyorum da, ABD'de konu halkın korunması ve özel hayatın gizliliği, yani insanların özgürlüğü iken bizde insanların hak ve özgürlüklerinden bahseden yok. Sadece sansür, baskı vb. var.

Kaç yıldır hükumet çevrelerince hep söylenir ya;'' Demokratikleşiyoruuuuuuz.... Normalleşiyoruuuuuz....'' diye.

Sizin demokrasiniz buysa, sizin normalleşmeniz buysa, ben almıyayım kardeşiiiiim......

Saygılar sunarım.