.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

2 Aralık 2013 Pazartesi

Türk Milleti, dinleyin! İyi düşünün, bilin ve olanları anlayın.


BİLGE KAĞAN(716-734 Tarihleri arasında Göktürk İmparatorluğu kağanı)'DAN; TÜRK MİLLETİNE VE ONUN YÖNETİCİLERİNE, ONLARI ŞANLA, ŞEREFLE, DEVLETLE EBEDİ İL TUTTURARAK YAŞATACAK ÖĞÜTLER.
(Göktürk yazıtları Türk tarihinin en önemli belgelerindendir. Burada verilen öğütler (Atatürk'ün gençliğe hitabesi gibi) değerini hiç yitirmemiş ve yitirmeyecek temel esaslardır. Bu gün, Türkiye'nin durumuna bakıp, bu yazıtlardan alıp aşağıda yazdığım kısa bir bölümün şimdi de ne kadar geçerli olduğunu görebilirsiniz. Bilge Kağan'ın bu sözlerini ben yorumlamayacağım. Çünkü burada anlatılan şeyler, çok açık ve seçik bir şekilde söylenmiş. 

Bu metni okumadan önce bir an olsun günümüz Türkiye'sini düşünün. Son günlerde ülkemizde ne acı şeyler yaşanıyor.
Ülke, yöneticiler eliyle bölünüyor. 
Din adına hizmet ettiğini söyleyenlerle, demokrasi havarisi ayaklarına yatanlar çıkarları çatışınca her işi bırakıp birbirlerine girmiş durumdalar. 
Devleti kimin ele geçireceğine ve yöneteceğine karar vermek için savaşmakla meşguller. 
''Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!'' sözünü ağzından düşürmeyenlerin milletin egemenliğini kimlere peşkeş çektikleri açık açık televizyon ekranlarından açıklanıyor.
Cemaate her istediğini verdiklerini, sanki bu iyi bir şeymiş gibi televizyon ekranlarından ilan ediyorlar. 
Milletin malını, mevkiini, memuriyetini, gücünü hiçbir hakkı olmayan gruplara iane olarak dağıttıklarını utanmadan sıkılmadan anlatıyorlar. 
Milletin gariban evlatlarının haklarını nasıl yediklerini anlatıp sonra da kul hakkından bahsediyorlar.
Ancak, millet şaşılacak bir şekilde sessiz ve tepkisiz. 
Sanki filim seyreder gibi bu odakları seyrediyor. 
Bilge Kağan'ın aşağıdaki sözlerini bu olanları düşünerek okumanın çok faydalı olacağını düşünüyorum.
Saygılar sunarım.


Türk, Oğuz beyleri, Milleti dinleyin!
Senin işte böyle zorluklarla kazanılmış,
Sağlam bir düzene oturtulmuş,
İyi bir ilin ve ülken, devletin, tören ve kurumların vardı.
Üstten gök yıkılmasa, alttan yer yarılmasa,
Senin devletini ve kurumlarını,
Hiç kimse bozamaz, yıkamazdı.
Ama sen tuttun, seni diriltip yeniden ayağa kaldıran,
Yüceltip yükselten, akıllı, bilgili öz kağanını saymadın, dinlemedin.
Güçlü, hür ve bağımsız, iyi ve güzel, gelişmiş ve zengin,
İlini, ülkeni ve devletini ihmal ettin, kötü duruma soktun.
İşlediğin suçlar, hatalar, fenalıklar yüzünden,
Söz dinlemezliklerinden, itaatsizliklerin yüzünden,
Başına ne işler açtığını, ne kötülükler getirdiğini kendin de gördün.

Ey Türk, silkin ve kendine gel!
Hatalarından vazgeç ve pişman ol!
Aklını başına topla!
Her şeyin farkına var!
Olup bitenleri gör, bak, düşün, ibret al, ders çıkar!
Sana karşı düşmanlar ve düşmanlıklar nasıl doğdu?
Sana çevrilmiş silahlar senin ülkene nasıl sokuldu?
Silahını, mızrağını kapan saldırgan düşmanların,
Nerelerden sökün edip üzerine geldiler?
Hangi gediklerden, deliklerden çıktılar?
Nasıl oldu da seni yendiler, bozup dağıttılar?
İlini, ülkeni nasıl zaptedip, elinden aldılar?
Öz yurdundan seni nasıl sürüp çıkardılar?
Hangi sebepler, hangi sonuçları doğurdu?
Ne, nasıl, niçin oldu?
Olan bitenleri,
Olayların önünü sonunu,
İyi düşün, bil ve anla!