.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

26 Kasım 2013 Salı

Libya'ya ne oldu ve nereye gidiyor?


(Temel kavramlar: Libya'da iç savaş. Sunusi. Ensaru’ş Şeria. Selefilik. Müslüman Kardeşler. Radikal İslam. Siyasal İslam. Tarikatlar.)

Libya'ya müdahale ve Kaddafi'nin düşürülmesinden sonra artık Libya haberlerine pek rastlayamaz olduk. Doğal olarak insanlar Libya'nın diktatörden kurtulduktan sonra demokrasiye geçtiğini ve bir yaraları sarma evresine girdiğini düşünüyor. Ancak durum hiç te öyle değil.

Libya karmaşa içinde. Adeta bir iç savaş yaşıyor. Her gün çatışmalar oluyor ve insanlar ölüyor. Ama ne AB ne de ABD pek umursamıyor. 

Libya'da kabile yapısının güçlü olmasından dolayı bir iç mücadele derinden devam ediyor. Ancak ortaya yeni aktörler de çıkmış durumda. Bu güçler ise tabii ki İslami nitelikte yeni oluşumlar. 

Aslında İslami oluşumun yeni olduğunu söylemek te pek mümkün değil. Siyasileşmiş İslam Libya'nın pek yabancı olduğu bir konu değil çünkü. Hatta Libya'nın İtalyanlara karşı verdiği özgürlük mücadelesi bile dini bir karakterdeydi. Sunusi hareketi bir tarikat yapılanması idi. 

Libya'da tarikat yapılanması Osmanlı zamanından beri etkin. Abdülhamit bile bu tarikatlerle irtibat kurmuş hatta bunlarla yakın ilişkiler geliştirmiştir. Birçok dini törende de Sunusi liderlerinden faydalanmıştır.

Kral ve sonrasında sosyalist Kaddafi yönetiminde bu tarikatlar yok olmasa da pasifize olmuşlardır. Ancak son zamanlarda yükselen siyasal İslam hareketleri Libya'yı da etkilemiş ve dini hareketlenme yeniden hız kazanmıştır. Bunun böyle olması da aslında beklenmesi gereken doğal bir gelişmedir.

Komşularından biri olan Cezayir de siyasal İslam yıllar öncesinden beri çok güçlenmiş ve iktidar için silahlı çatışmalar vermiş, hatta iktidara gelmiş ama darbe ile iktidardan indirilmiştir.

Diğer komşusu Mısır ise tüm Ortadoğu İslami hareketlerinin esin kaynağı durumundaki bir ülkedir. Son yıllarda yükselişte olan Müslüman kardeşler ve Selefi hareketlerinin doğum yeri de Mısır'dır.

Bu kadar siyasi İslam hareketinin arasında, Libyalıların bundan etkilenmemesi mümkün değil idi. Nitekim Kaddafi rejimi ortadan kalkınca bu hareketler organize olmaya başladılar. Ancak bu yeni hareketler o eski Sunusi hareketinden çok farklı özellikler arz etmektedir. Gerek komşu ülkelerdeki hareketler ve gerekse Kaddafi'ye karşı isyan sürecinde yurt dışından gelen İslami motivasyonlu radikal örgütler Libya'daki yeni İslami hareketi etkilemiş ve hatta dönüştürmüş gözükmektedir.

Mevcut örgütler daha radikal, şeriatçı ve silahlı mücadele taraftarı yapılardır. Nitekim bunlar yeni kurulan yönetimin resmi ordusuna kafa tutmaya ve onunla çatışmaya başlamışlardır.

Bu örgütlerden en güçlü olanı ise Ensaru’ş Şeria güçleridir. Bu örgüt Kaddafi'nin düşmesinin ardından ortaya çıkan bir örgüttür. Kurucuları ve üyelerinin çoğu (özellikle askeri kanadı) eski isyancılardan oluşmaktadır. Bu örgüt 11 Eylül 2012 tarihinde ABD'nin Bingazi Konsolosluğu'na yapılan saldırıdan sorumlu tutulmuş ancak örgüt bu suçlamayı kabul etmemektedir.

Örgüt özellikle Bingazi bölgesinde güçlü durumdadır. Burada bazı bölgeleri kontrol etmekte ve birçok kontrol noktası ve savunma mevzisinde mevzilenmiştir.

Tüm dünya Kuzey Afrika'yı demokratikleştireceğiz, istikrarlı ve dünya ile bütünleşen bir yer haline getireceğiz diye nara atarken sonuç bunun tam tersi olmuştur. Libya istikrarsızlaşmış ve iç çatışmalara sürüklenmiş durumdadır.

Ancak bu duruma AB çok yakın zamanda mutlaka müdahale eder. Çünkü Kuzey Afrika tarih boyunca Avrupa'yı etkilemiş ve hala da etkilemekte olan bir bölgedir. Arada bir devlet veya tampon bir bölge yoktur. Akdeniz ise engelden ziyade uygun bir ulaşım sağlamaktadır.
Bu sebeple Kuzey Afrikada esen rüzgar çöl tozlarını nasıl kolayca Avrupa'ya getiriyorsa, sorunları da Avrupa'ya taşıyacaktır.

Libya bizim tarihi ve gönül bağlarımız olan bir ülkedir. Unutulmamalıdır ki kurtuluş savaşının en zor günlerinde Sunusi lideri Ankara'ya gelerek bize destek vermiştir. Onun için bu zor günlerinde yalnız bırakılmamalıdır. Hele hele Avrupalıları veya radikal örgütlerin kucağına hiç terk edilmemelidir.

Saygılar sunarım.