.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

19 Kasım 2013 Salı

AKP - Fethullah Gülen Cemaati Savaşlarında Son Meydan Muharebesi:Dershaneler cephesi. Dershaneler neden kapatılıyor?


Hükumet ve Cemaat Savaşları: Dershaneler neden kapatılıyor? Sürekli savaş ve sınırsız savaş. Asimetrik savaş (harp). Dolaylı savaş. Dolaylı strateji. Politika ve din. Cemaatler. Fethullah Gülen. Tayyip Erdoğan. Bülent Arınç. Abdullah Gül.Mustafa Sarıgül. Devlet Bahçeli. Kemal Kılıçdaroğlu.


Hükumet - Cemaat Savaşlarında Son Meydan Muharebesi:Dershaneler cephesi.
Dershaneler neden kapatılıyor? 

Daha önce 9'uncu ayın 23'ünde ''Son zamanlarda neler oluyor?'' başlıklı yazımda bu konudan bahsetmiştim ama son günlerde ortaya çıkan gelişmelerden sonra bu konuda birkaç söz daha söyleme ihtiyacı hissettim.
Konu cemaat Hükumet çatışması.

Bu konu gazetelerde ortaya sürüldüğü gibi yeni bir konu değil aslında. Geçen yıl cemaat çevrelerine takılan biri ile görüşmüştüm. Onun o zaman söylediğine göre hükumetle çekişme en az iki sene önceden başlamış. Hükumet kendini yeterince güçlü gördüğünden çok fazla gündeme getirmeden cemaate tam saha pres yaparak yüklenmeye başlamış. Bir hastahanede hademe kadrosuna adam alırken bile cemaatle bir bağlantısı olan kişileri devlet memurluklarına almamakla başlamışlar işe. Bunu da açık etmeden sanki sebep başvuru yapan kişinin yetersizliği imiş gibi göstermişler. Cemaat bir süre sonra bu tür taş koymalardan, hükumetin tavrının idrakine varmış.

Bu kişi ve yine cemaatle irtibatlı diğer bazı kişilerden başka bilgiler de öğrendim. Cemaat, hükumet ve AKP hakkında derinden ve gizli bir çalışma başlatmış. AKP milletvekillerinden cemaat ile bağlantılı olanlar aracılığıyla hükumet ile arayı bulmaya çalışmışlar önce. Bu bir sonuç vermeyince bu milletvekilleri kendileri gibi memnuniyetsizlerle görüşmeye başlamışlar. Bir kulis grubu gibi gizli gizli görüşüyorlarmış. Fakat başbakanın tek adam tavrı ve her şeyi kendi elinde toplaması yüzünden bir başarı elde edememişler.
Bundan sonra mücadele, satranç oyunu gibi karşılıklı hamleler şeklinde gelişmiş. Mesela Cemaat lideri Mavi Marmara olayında destek olmamış başbakana. MİT Müsteşarını yemeye çalışmışlar. Polis istihbaratındaki adamları ile özel hayata ait gizli kayıtlar yapmaya başlamışlar. Tabii başbakan da karşı hamleler yapmış. Devlete alınacak memurlarda daha eleyici olmuş, polis istihbarat kadrosunu tamamen değiştirmiş. Mit müsteşarının arkasında durmuş ve bunun hesabını soracağını hissettirmiş.

Kapalı kapılar ardında devam eden bu savaş ne kadar gizlense de artık su yüzüne çıkmaya başlayınca daha da açık adımlar atılmaya başlamış. Mesela Cemaat gezi eylemlerini el altından desteklemiş.Cemaat lideri de gezi eylemcilerine karşı ılımlı bir dil kullanarak başbakana mesaj göndermiş.
Başbakan akıllı adam. Bu cemaatin en hassas noktasının dershaneler olduğunu tespit etmiş. Bu dershanelerden hem çok büyük paralar kazanıyorlar ve hem de kendilerine zeki gençleri devşirerek güçleniyorlarmış.

Başbakan, cemaate öldürücü bir darbe vurup elini ayağını kırmak istediğinden dershaneleri kapatma kararı almış. Bu, cemaatte bir panik havası yaratsa da başlangıçta bunun sadece bir söylem, bir mesaj olduğunu düşünmüşler. Fakat işler ciddileşince hükumetle köprüleri, artık daha açık bir şekilde atmaya başlamışlar.
Bu kapsamda siyaset ve iş çevrelerinde arayışa başlamışlar. Önce MHP'li Meral Akşener'i destekleyip partinin başına geçirmeyi ve AKP'nin gücünü kırmayı düşünmüşler. Ancak Akşener bu işe pek sıcak bakmamış. Cemaat içinden de MHP'ye soğuk bakılıyormuş. Bunda MHP'nin fazla erkek görünümlü bir parti olması, milliyetçiliği vb. ile birlikte MHP'yi destekleyen bir başka cemaat ile olan çekişmeler etkili olmuş.
Süleymancılar ismiyle bilinen bir başka cemaat MHP'yi destekliyormuş. Bu cemaatin Türkiye çapında %4'ten fazla oyu varmış. Bu cemaat F tipi cemaat ile hiç geçinemeyen bir cemaatmiş. Genelde daha kırsal alanlarda örgütlenen bu cemaat para gücü az olsa da oy gücü olarak F tipi cemaatten güçlüymüş. F tipi cemaat en fazla %2-3 oy potansiyeline sahipmiş. Bunlar da genellikle okumuş yazmış ve şehirde yaşayan tipler olduğundan oy verirken blok olarak davranmayabiliyormuş. Ancak F tipinin para ve basın gücü ile uluslararası bağlantıları bu cemaate göre çok güçlüymüş.

Neyse! Gelelim konumuza. Bu savaşta, cemaat uygun işbirlikçi olarak Mustafa Sarıgül'de karar kılmış. Kapalı kapılar ardında uzun görüşmeler yapılmış. İş dünyasından da müttefikler aramaya başlamışlar ve hükumetle sorunları olan Koç grubunu bulmuşlar. Koç grubu bu yıl Türkçe olimpiyatlarına ana sponsor, Sarıgül de olimpiyatların daimi müdavimi olmuş. Bu üçlü, gezi olaylarını da açık veya el altından desteklemişler.

Cemaat ne yaptıysa hükumeti dize getirememiş. Hükumetin dershaneleri kapatması giderek kesinleşince, kavga artık iyice sertleşmiş. Cemaat lideri geçen gün Başbakanımızı; dolaylı yoldan Firavun ve Nemrut'a benzeterek saldırılarında son noktaya gelmiş. Cemaat kendi elemanlarından Twitter grupları kurarak İnternet'te bu konuda kamuoyu oluşturmaya başlamış. Hatta CHP'li milletvekillerine bile sahte isimle (fake) adreslerle destek için mesaj atmışlar.

Hükumet ise hala bu konuyu söylem boyutuna getirmemiş. Ancak eylemlerine de kararlı biçimde devam ediyormuş.Bazen saygı mesajları, bazen ara bulucular, dolaylı görüşmeler vb ile cemaati oyalayıp darbeyi vurmaya ve bu arada ''hükumet cemaatlerle geçinemiyor'' izlenimi vermemeye çalışıyorlarmış.
Şimdilik hükümet bu işten galip çıkıyor gibi görünüyormuş. Ancak cemaat bukalemun gibi her kılığa girebildiğinden son bir toparlanma ile kendilerine bir darbe vurabilir diye de tedbiri elden bırakmıyorlarmış.

Yani özet olarak dershaneler konusu öyle göründüğü gibi salt bu dershanelerle ilgili bir konu değilmiş.
Bu birkaç yıl önce başlayıp giderek şiddetlenen bir savaşın sadece su üstünde görünen yüzüymüş.

Görünen o ki, bu savaş henüz bitmedi. Çünkü kimse pes etmiş değil.
Sanırım önümüzdeki günlerde artık top tüfek gürültüleri daha da duyulur hale gelecek.
Bunun ilk işaretleri de STV ve Zaman gazetesinde verilmeye başladı bile.

Bakalım neler olacak?

Ben hayırlısı ne ise o olsun diyorum.

Saygılar sunarım.