.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

3 Haziran 2016 Cuma

Himmet parası ödeyen subaylarla ilgili haber gerçek mi?


Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda himmet parası ödeyen subaylar.... 


Son günlerde ordunun değişik kademelerindeki subayların Cemaat'e himmet adı altında para ödediği, bunların bazılarının eşlerinin sınav yolsuzluklarına bulaştığına dair haberler yayımlanıyor. Bu haberler kendisi de emekli subay olan bazı arkadaşlar tarafından hayretle karşılanıyor. Ben ise bunun hayretle karşılanmasını hayretle karşılıyorum. Bu sebeple bu konuda değerlendirmelerimi yazmak gereği duydum.
Çalıştığım bir birlikte seçimlerde AKP 1. Parti çıkmıştı (O birlik emekli olmadan önce en son çalıştığım birlik değildi.). O zamanlar şimdi paralel dedikleri ile AKP el ele kol kola idi. AKP daha dünkü parti. O zamanlar bu günkü kadar kadrolaşması da yoktu. Bu oyların büyük kısmının cemaat bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Zaten o dönem o birlikte tabur komutanlığı yapan biri ile bir başka üst subayın cemaatçi olduğunu herkes konuşuyordu. İkisi de terfi etti her nasıl olduysa. Yani bu haberdeki iddialarda abartı olabilir ama söylenenlerin tamamen uydurma olduğu söylenemez. Burada Özel Kuvvetler dahil önemli birliklerde çalışan personelden de himmet verenler olduğu söyleniyor. İzmir Casusluk davasında Özel Kuvvetlerden her kademede onlarca kişi birlik dışına tayin edildi. Bunların neden tayin edildiği ve neden kumpas kuranlara destek olacak şekilde yetişmiş kritik personel uzaklaştırılarak yerlerine Özel Kuvvetlerle alakası olmayan veya birlik içinde o görevlere getirilmesi normalde mümkün olmayan şahısların getirildiği iyi incelenmeli. 1992 yılında, terörün en yoğun olduğu ve şimdi mangalda kül bırakmayan bazı çevrelerden bazı insanların homoseksüel raporu alarak askerden kaçmaya çalışırken (Ki bunların büyük kısmının aslında öyle olmadığı, can korkusu yüzünden canlarını kurtarmak için g....ni feda ettikleri televizyon ekranlarındaki tartışmalara bile yansımıştı. Bu olaydan sonra, TSK'nın; homoseksüel olduğu için askerlik yapamaz şeklinde hastahanelerden verilen doktor raporunu yeterli görmeyip, bu tür kişilerin çürüğe ayrılmaları için iş üzerinde iken resim çektirerek heyete sunmaları zorunluluğunu getirdi diye konuşuluyordu o zamanlar. Bu arada konumuz insanların cinsel tercihleri değildir. Burada olayın vahametini vurgulamak için konudan bahsedilmiştir. Yoksa kimin ne yaptığı veya nasıl yaşadığı beni ilgilendirmez, kendisini ilgilendirir.) gönüllü olarak, dilekçe vererek ve seçim süreçlerinde birliğe girmek ve doğal olarak terörle mücadeleye katılmak için aşırı gayret göstererek birliğe katılmaya hak kazanmış, timlerde her türlü çatışmalara girmiş, her çeşit operasyonlara katılmış ve artık çoğu binbaşı ve daha üst rütbelere gelmiş subayların nasıl casusluk kumpası bahane edilerek birlik dışına gönderildiğini iyi incelemek gerekir. Hele kritik yerlere getirilen ve kız gibi (yüksek sesle isimleri söylendiğinde bile yanakları pembeleşen) bazı kişilerin, Özel Kuvvetlerde görev yapmak için gerekli en asgari vasıfları bile taşımadıkları halde kısa sürelerle birliğe girdi çıktı yaptırılarak sonra da hangi kademelere nasıl getirildikleri de incelenirse durum daha iyi anlaşılır. Daha açık konuşayım: 2013 yılında Özel Kuvvetlerdeki Tugaylara kimler nasıl komutan olmuş sonra da paralelciler gözden düşünce daha bir yılları henüz dolmadan nasıl birlik dışına gönderildiklerine iyi bakılırsa bu iddiaların oldukça isabetli olduğu da görülecektir. 
Diğer bir husus ta şu. Herkes; o kumpaslar döneminde ve günümüzde hala, TSK içinden bu kadar bilginin nasıl alındığını, terfi sırası gelen veya kritik yerlerde çalışan kişilerin kimler olduğunun nasıl tespit edilip kumpas kurulduğunu sorduklarında hep şaşırmışımdır. Bazıları hala bu kumpasları dışarıdan yaptılar filan diyor. İş içeriden yapılmasa, en azından içeriden işbirlikçiler olmasa böyle detaylı yapılamazdı. Personeli en iyi kim bilirse işbirlikçileri de orada aramak lazım. Onun için ben derim ki o dönemde Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıklarının personel başkanlıklarında ve özellikle de kurmay şubelerde kimlerin çalıştığına bakılırsa durum daha kolay anlaşılır. Bir personel başkanının TSK'da paralelcilerin başı olduğu ve bunu doğru çıkarır şekilde bu kişinin paralelcilerin terör örgütü diye isimlendirilmeye başlanmalarına paralel olarak pasif bir göreve atandığını da gözden kaçırmamak lazım. Hatta bu kişinin kellesinin tam olarak koparılmamasının sebebinin de çok yüksek mevkilerdeki bir politikacının bir yakınının damadı olmasından kaynaklandığını da Ankara mahfillerinde herkes konuşuyor. Hatta geçenlerde şunu duydum. Fethullah Gülen şu anda Türkiye'de en çok Silahlı Kuvvetlere güvendiğini söylüyormuş. Neden acaba. Her kurumda darbe yedikleri halde TSK'da hala oldukça etkin olduklarından olabilir mi? Her neyse, lafı daha fazla uzatmayayım. TSK o kadar da büyük bir kurum değil, onun için herkes herkesi az çok tanır ve ne olduğunu bilir. Kimin KHO'da cemaatçilikten tutuklandığını, kimlerin kapısında nöbet beklendiğini, bunların hangilerinin cemaate fazla bulaşmamış diye atılmadığını ve bunların nasıl terfi ederek nerelere atandıklarını da bilir. Onun için bu habere şaşan subay olmaması lazım bence.