.quickedit {display:none;} .quickedit {display:none;}

24 Ocak 2014 Cuma

Çin neden hızla silahlanıyor? Tek kutuplu yeni dünya düzeni hikayesi bitti. Şimdi sırada çok kutuplu en yeni dünya düzeni var. Dünyada güç mücadelesi ne durumda ve ağırlık merkezi hangi bölgeye kaydı? Çin-ABD-Japonya arasında denizde bir savaş mümkün mü?


Bir müddettir Çin ile (Özellikle Çin'in silahlanması ile) ve dünyada güç mücadelesinin hangi bölgelerde yoğunlaşmaya başladığı ile ilgili olarak bu blogta yazılar yazıyorum. Bu gün ABD kaynaklı bazı düşünce kuruluşları ve strateji şirketlerinin İnternet sitelerini biraz inceledim. Gördüğüm kadarıyla onlar da dikkatlerini Çin'deki gelişmeler ile Pasifik bölgesinde son zamanlarda yaşanan gelişmeler üzerinde toplamışlar. Bu sebeple, benim  daha önce de bahsettiğim konuların bir kaçını burada tekrar aktarmakta fayda mülahaza ediyorum

Çin'in; ilk uçak gemisini denize indirmesi, nükleer denizaltı filosunu genişletmesi ve ''carrier- killer'' diye isimlendirilen süpersonik füzeleri başarıyla denemesi göz önüne alındığında artık Çin'in askeri açıdan büyümesi ve gelişmesi, ne ABD, ne AB, ne Japonya ne de bölgedeki diğer devletler ile bölgede çıkarları olan bölge dışı devletler tarafından görmemezlikten gelinemez. Bu konu ile ilgili yayınları incelediğimde bu konunun başta ABD olmak üzere diğer devletlerin sadece dikkatini çekmekle kalmadığını, aynı zamanda onları  endişeye de sevk ettiğini gördüm.

Çin'in bu askeri gelişiminin, ABD ve AB ülkelerini endişelendirmesinin bir sebebi de; (AB ülkelerinin savunma harcamalarını iyice azalttığı ve 10 yıl kadar Afganistan ve Ortadoğu'da yaptığı harekatların ardından yaşadığı ekonomik sorunlar sebebiyle ABD'nin de  savunma harcamalarını azaltacağını açıkladığı  bir dönemde) Çin'in ABD ve NATO ile aradaki  farkı çok kısa sürede kapabilecek ve hatta geçebilecek olması ihtimalidir.

Çin şu anda ekonomik çıkarları açısında dünyaya global olarak bakarken askeri açıdan henüz bölgesel bazda hareket etmektedir. ABD; dünya çapındaki tek askeri güç konumunu; gerek araç, silah ve birlik sayısı, gerekse dünyanın dört bir yanına her bölgeyi kapsayacak şekilde dağılmış üsleri ve karargahları ile hala muhafaza etmektedir. Çin sanırım kısa vadede buna meydan okuyacak seviyeye gelemeyeceğini düşündüğünden veya çıkarlarının öncelikle yakın çevresindeki bölgelerde daha hayati olduğunu düşündüğünden olsa gerek, kendi çevresindeki denizlerde güç dengesini sağlamaya ve bunu uzay boyutu ile desteklemeye çalışmaktadır. Doğrudan doğruya ABD ile karşı karşıya gelmeden bölgesinde, özellikle de Güney Çin Denizinde etki sahasını genişletmeye başlamıştır. 

Bu durum başta Japonya olmak üzere, bölgede Çin yayılmasından endişe duyan tüm devletlerde kaygı uyandırmış ve şimdiden bazı küçük ada ve adacıkların aidiyeti konusunda gerginlikler ortaya çıkmış durumdadır. ABD, hem bölgede Çin'den endişe duyan devletlere desteğini göstermek hem de Çin'in ilan ettiği deniz egemenlik alanlarını tanımadığını fiilen göstermek maksadıyla deniz kuvvetleri ile bölgede bazı manevralar ve bayrak gösterme faaliyetleri icra etmiştir. Çin, ABD faaliyetlerine müdahale etmemekle birlikte ilan ettiği yetki ve egemenlik alanlarından vazgeçtiğini de ifade etmemiştir. 

Çin, tüm Pasifik bölgesinde bir güç mücadelesine hazırlanıyor görünmekle birlikte, öncelikle; birçok devletin egemenlik iddialarının birbiriyle çatıştığı, aynı zamanda çok önemli bir deniz ticaret yolu olan Güney Çin Denizinde etki alanını artırmaya öncelik veriyor. Son günlerdeki gelişmeler incelendiğinde; şu anda,  Çin ile komşuları ve ABD arasında mücadelenin de esas olarak bu denizde odaklandığı görülmektedir.

Bu arada Türkiye ne yapıyor diye kendimize bir bakalım. 

Şu anda; paralel devlet-teğet devlet kavgası, Suriye İç Savaşı, Irak vb. bölgesel konulara  çok fazla kanalize olduğumuzdan ve Pasifik'te  pek bir etkinliğimiz de olmadığından sanırım hükumetimiz bu konuyu pek fazla dikkate almamaktadır. Ancak bu davranış tarzı; Türkiye bölgesel güç oldu iddiasında bulunan bir yönetim için çok hatalı bir yaklaşımdır. Eğer bölgesel güç isek, bölgemizi etkileyecek tüm olaylarla ilgilenmemiz gerekir. 

Askeri literatürde dikkat edilmesi gereken alanlar iki kategoride tarif edilir. Bunlardan biri ''Etki Alanı'', diğeri de ''İlgi Alanı'' dır. Bu terimleri asker olmayan kişiler tarafından da anlaşılacak şekilde açıklarsak, Etki Alanı; mevcut gücümüzle doğrudan etkide bulunabileceğimiz ve o alanda olan gelişmelerin de bizi doğrudan etkileyebileceği alanlardır. Türkiye'nin gücünü dikkate alırsak bunu bizim için kendi yakın çevremiz (komşularımız, biraz abartıyla söyleyecek olursak Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Doğu Akdeniz ve Karadeniz) olarak tanımlayabiliriz. İlgi alanı ise; şu anda bizi doğrudan etkilemese bile o bölgede meydana gelecek gelişmelerin yakın bir gelecekte bizi etkileyebileceği bölgelerdir. 

Bu tarif çerçevesinde bakarsak Pasifik bölgesindeki gelişmeler her halükarda bizim ilgi alanımızda olmak zorundadır. Çünkü dünya güç mücadelesi bu bölgeye kayarken bizim bundan etkilenmememiz mümkün değildir. Bu bölgedeki mücadele aynı zamanda önemli bir deniz ticaret yolu üzerinde yapılan mücadeledir. Biz de ticaret yapan bir ülke olarak tüm ticaret yolları üzerindeki gelişmeleri takip etmeliyiz. 

Bundan başka; Çin'de ülkeleri işgal edilmiş Müslüman Türk Uygurlar bulunmaktadır. Bu tür bölgesel mücadelelerde büyük güçler birbirlerinin yumuşak karın bölgelerine bel altı vuruşlar yaparlar. Çin'in en önemli yumuşak karnı; Uygurlar, Tibetliler ve İç Moğolistan Moğollarıdır. Bu mücadelede bu saydığım unsurların silahlı ve silahsız olarak Çin'e karşı direnişleri artacaktır. Zaten şimdi bile Uygurlara karşı acımasız katliamlar yapan Çin, bu durumda çok daha fazla kan dökecektir. Bu durum da  ister istemez bizi ilgilendirecektir.

Diğer bir husus ta şudur: Güç mücadelesi Pasifik bölgesine kaymaya başlayınca dünya üzerindeki ittifak ilişkileri de buna uygun olarak yeniden şekillenmeye başlamıştır. Çin'e karşı; ABD, Japonya, Avusturalya, Filipinler ve diğer bazı bölge devletleri, aralarındaki müttefiklik durumunu güçlendirerek yeni bir aşamaya taşımaktadırlar. Çin ise Şangay 5'lisi ile Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Rusya ile işbirliği içindedir. Çin; batıda sorunlar yaşadığı Hindistan'a karşı Pakistan ile ittifak halindedir. Ortadoğu'da petrol ihtiyacını garanti altına almak için İran ile işbirliği içindedir. Görüldüğü gibi Pasifik'teki mücadelenin sınırları daha şimdiden bizim sınırımıza ulaşmış durumdadır.

Bu konuda söylenecek dahaçok şey var. 
Ancak yazıyı daha fazla uzatmamanın uygun olduğunu düşündüğümden burada kesiyorum. 


Kısa bir şekilde özetleyecek olursak:
ABD'nin dünya liderliği yarışında yeni rakibi Çin'dir. 
Çin hızla silahlanarak ABD'yi yetişmeye çalışmaktadır.
Bugün geldiği durumda gücünü sınamak için çevresinde bazı faaliyetlere başlamıştır. 
Bundan sonra güç mücadelesi Atlantik'ten Pasifik bölgesine kayacaktır. 
Bu mücadele gün geçtikçe daha da şiddetlenecek gibi görünmektedir.
Türkiye bu gelişmeleri takip ederek pozisyonunu ona göre ayarlamaya başlamalıdır. 

Saygılar sunarım.